Hakkımda
İŞ KARİYER GÜNCEL SEYAHAT EYLENCE ÇOCUK GELİŞİMİ SAĞLIK
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım • kiana • carmencafe • gulcelem • menteskizi • swatfrom • reyhan28 • supermarket0954 • limonsarisi • dunyakasifi • sev54
|
EN İYİ ARKADAŞIN KİM?
SEVGILER...
Gözlerin arasındaki ilişkiyi biliyormusun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. Dünyanın en iyi arkadaşı haftası. Senin en iyi arkadaşın kim? Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder. Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder. Eğer üçten fazla gelirse sen gerçekten sevilen birisin...

Sana Uğur Böceğimi Gönderiyorum, Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman, Şarkılar daha bir dokunaklıdır. Ve sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan Oysa her sözün ardında ümitler gizlidir, Bulutların ardındaki güneşler gibi,

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi aşk gibi , Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsan İnceden yaşlar süzülürse yanağına Ve unutulduğunu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinde O zaman gökyüzüne bak. Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe Bırak pencerelerinden yağmur dolsun içeriye Ve aç avuçlarını Sana Uğur Böceğimi gönderiyorum.....

Yaşamda. Kimseyi yargılamayın.kendinizide yargılamayın...Sadece kendinizin farkına varın.Eleştirilere üzülmeyin .Onlar degişim için bir firsattır. Onu yakalamaya çalışın.Aynı hatayı bir daha tekrarlamayın.kendinize ve insanlara GÜLÜMSEYİN. İnsanlar hata yapmadan tecrube sahibi olamazlar önemli olan,her olaydan ders çıkartmak...Ve ne kendinize ne de başkalarını yıkıcı bir şekilde eleştirmeyin. Eger bir insanı insafsızca eleştirdiginizi fark ederseniz...telafi edin ondan özür dileyin.. bir daha kimseyi ne eleştirin ne de yargılay ın... Çünkü.....bunlar..negatif enerjilerdir..ve size pzitif olarak dönmez... Bunu unutmayın..

Bir fincan kahve olup, kırk yıl hatırla yanında olmak isterdim. Ey kahve senin sayende.
Dostlarla içilen kahvenin tadı bir başka olur. Kahve tiryakisi olarak, iyi bilirim. 'Afyonun keyfini, tiryakiden sormalı.' hesabı. Sevgiyle ....

Bir gülüş kadar içten Bir gülüş kadar gerçeğiz Kim olduğumuz, ne olduğumuz önemli değil Kendimizi ifade edebildigimiz yerdeyiz Sevildiğimiz kadar değil Sevebildiğimiz kadar değerliyiz!
 Teşekkürler... hayatıma giren her..ınsan için şükürler..olsun.. olumlu olumsuz bana hayatıma zen gınlikler katıyor... güzel ınsan..sanada şükürler olsun... Günlerin keyifli ,yıldızın bol olsun
Dost var iyi gününde sefalıdır, Dost var kötü gününde cefalıdır !
|
Tarih: 19:08, 6/12/2009 Kategori: yasam |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
EN İYİ ARKADAŞIN KİM?
SEVGILER...
Gözlerin arasındaki ilişkiyi biliyormusun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. Dünyanın en iyi arkadaşı haftası. Senin en iyi arkadaşın kim? Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder. Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder. Eğer üçten fazla gelirse sen gerçekten sevilen birisin...

Sana Uğur Böceğimi Gönderiyorum, Hani ince bir hüzün duyarsın kimi zaman, Şarkılar daha bir dokunaklıdır. Ve sanırsın ki hiç kimse yok elinden tutan Oysa her sözün ardında ümitler gizlidir, Bulutların ardındaki güneşler gibi,

Yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibi Ve unutma sevgi gibi, dostluk gibi aşk gibi , Eğer bir gün yalnızlıklar duyarsan İnceden yaşlar süzülürse yanağına Ve unutulduğunu sanıp bir sızı başlarsa yüreğinde O zaman gökyüzüne bak. Bulutların ardındaki güneşe, Çalıların ardındaki çiçeğe Bırak pencerelerinden yağmur dolsun içeriye Ve aç avuçlarını Sana Uğur Böceğimi gönderiyorum.....

Yaşamda. Kimseyi yargılamayın.kendinizide yargılamayın...Sadece kendinizin farkına varın.Eleştirilere üzülmeyin .Onlar degişim için bir firsattır. Onu yakalamaya çalışın.Aynı hatayı bir daha tekrarlamayın.kendinize ve insanlara GÜLÜMSEYİN. İnsanlar hata yapmadan tecrube sahibi olamazlar önemli olan,her olaydan ders çıkartmak...Ve ne kendinize ne de başkalarını yıkıcı bir şekilde eleştirmeyin. Eger bir insanı insafsızca eleştirdiginizi fark ederseniz...telafi edin ondan özür dileyin.. bir daha kimseyi ne eleştirin ne de yargılay ın... Çünkü.....bunlar..negatif enerjilerdir..ve size pzitif olarak dönmez... Bunu unutmayın..

Bir fincan kahve olup, kırk yıl hatırla yanında olmak isterdim. Ey kahve senin sayende.
Dostlarla içilen kahvenin tadı bir başka olur. Kahve tiryakisi olarak, iyi bilirim. 'Afyonun keyfini, tiryakiden sormalı.' hesabı. Sevgiyle ....

Bir gülüş kadar içten Bir gülüş kadar gerçeğiz Kim olduğumuz, ne olduğumuz önemli değil Kendimizi ifade edebildigimiz yerdeyiz Sevildiğimiz kadar değil Sevebildiğimiz kadar değerliyiz!
 Teşekkürler... hayatıma giren her..ınsan için şükürler..olsun.. olumlu olumsuz bana hayatıma zen gınlikler katıyor... güzel ınsan..sanada şükürler olsun... Günlerin keyifli ,yıldızın bol olsun
Dost var iyi gününde sefalıdır, Dost var kötü gününde cefalıdır !
|
Tarih: 19:06, 6/12/2009 Kategori: yasam |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
GÜNÜNÜZ HİÇ BİR ZAMAN SEVGİSİZ GEÇMESİN
Kıssadan Hisse.
Biraz uzun okumanız menfaatinizedir benden dimesi
Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini... Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, "Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş. Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, "Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp, "Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. "Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam, "Ben terziyim" yanıtını alınca "Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: "Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona "Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..." Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş... Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......
Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla, Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka. Bir dost göz arayışıyla, Saat tıkırtısıyla... Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla, Ama; ''Günün aydın, akşamın iyi olsun'' diyen biri olmalı. Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
Yoksa zor değil, hiç zor değil, Demli çayı bardakta karıştırıp, Bir başına yudumlamak doyasıya. Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?'' Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...
Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. Senin en iyi arkadaşın kim? Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder. Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder. Eğer üçten fazla gelirse sen gerçekten sevilen birisin...
Sevgilerimle |
Tarih: 23:37, 22/11/2009 Kategori: yasam |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
DOMUZ GRİBİ NEDİR
Domuz gribine karşı kronik hastalığı bulunanlarla 5 yaş altındaki çocukların mutlaka aşı yapılması gerektiği bildirildi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Alpay Azap, “Azap,“Hastalığın, altta yatan kronik hastalığı olanlarla 5 yaş altındakilerde diğer yaş gruplarına göre daha ağır seyrettiğini” belirten Azap, hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün bu gruba girdiğine işaret etti.
“Sağlık Bakanlığının yarından itibaren domuz gribine karşı aşı uygulamasının başlayacağını bildirdiği bu gruptakilerin mutlaka aşı yaptırmaları gerektiğini” ifade eden Azap, şöyle konuştu:
“Hastalık mevsimsel gripten farklı olarak 5 yaş altında daha ağır seyrediyor. Ama asıl 24 yaş altı risk içeriyor. 5 yaş altı aşılandıktan sonra 24 yaş altındakilerde aşılamaya devam edilecek. Yaş düştükçe hastalığın ağır seyretme riski artıyor. Burada hastalığa yakalanma riskinden bahsetmiyoruz. Bizim için önemli olan yakalandıktan sonra hastalığın ağır seyretme riskidir. Hastalığa yakalandıklarında ağır seyretme riski olanların mutlaka aşıyla korunmaları gerekiyor. Çünkü aşıdan daha etkili bir koruyucu önlemimiz yok.”
Aşı olmamanın alternatifinin hastalığı geçirmek olduğunu vurgulayan Azap, dışarıya çıkmamak, maske takmak, kendine çok dikkat etmek, bir takım bitkiler kullanmak ya da elleri yıkamak gibi önlemlerin bir miktar hastalanma riskini azaltabileceğini, ama engelleyemeyeceğini söyledi. Azap, şunlara dikkati çekti:
“Çünkü şu an dolaşmakta olan virüsün bulaşıcılığı çok fazla ve toplumda buna yönelik hiçbir bağışıklık durumu söz konusu değil. Dolayısıyla aşılanmayan herkes bu hastalığı önünde sonunda geçirecek. Önümüzdeki 6 ay, 1 yıl, ya da 2 yıla yayılan bir süre içinde dünya üzerinde aşılanmamış herkes bu hastalığı geçirecek. Özellikle 80 sonrası doğanlar, bu tarihten önce toplumda dolaşmamış virüslerle karşılaştıkları için hiçbir koruyuculuk yok. O yüzden çocuklarda ve gençlerde çok sık karşımıza çıkıyor bu hastalık. Eski virüslere bağlı 1950 ile 1980 arası bir miktar koruyuculuk var ama onlarda da karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla aşı olmamanın alternatif hastalanmak. Bunu iyice anlamamız gerekiyor.”
AŞININ GÜVENİLİRLİĞİ
Aşının güvenilirliği ile ilgili tartışmalara da değinen Azap, “domuz gribi” aşısının yeni bir aşı olmadığını, içindeki antijenin yeni olduğunu kaydederek, “Grip aşıları 50 yıldan uzun bir süredir üretiliyor ve aynı teknikle üretiliyor. Nasıl ki geçen sene ve ondan önceki sene mevsimsel grip aşıları bir önceki senenin yeni virüsleriyle hazırlanıp kullanıma sunulduysa uzun uzun Faz-4 çalışması gerekmediyse bu aşılar için de gerekmedi” diye konuştu.
Azap, aşının içerdiği civayla ilgili iddialar konusunda da çoklu dozların içinde civa bulunduğunu ama bu civanın vücutta birikip toksik etki gösteren civadan farklı olduğunu bildirdi. Aşının içindeki çok düşük dozdaki civanın metil değil, etil civa olduğunu ve mikrop kapmamak için koruyucu olarak konulduğunu anlatan Azap, bu civanın da vücutta birikmediğini söyledi.
“Aşının felç yaptığı” iddialarının da 1970'li yıllara dayandığını belirten Azap, söz konusu tarihten sonra aşı olanların uzun süre takip edildiğini, aşıyla bu hastalık arasında herhangi bir ilişki kurulamadığını söyledi. Azap, “Artık tam tersi bilgilerimiz var. Çünkü bu hastalığa bir takım enfeksiyonlar da sebep oluyor. Aşı olmayan kişilerde bu enfeksiyonu geçirmeye bağlı olarak felçle seyreden hastalık daha sık karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla aslında aşı felçle seyreden hastalıktan koruyucu bile” şeklinde konuştu.
Aşının katkı maddesiyle ilgili de çok spekülasyon yapıldığını hatırlatan Azap, “Katkı maddesi 15 yıla yakın süredir Avrupa'da deneniyor. 40 milyon doz uygulanmış durumda. Hiçbir zararı, uzun süreli etkisi ortaya çıkmış değil, bugüne kadar. Dolayısıyla zararlı olduğunu söyleyemeyiz. Tam tersine katkı maddesinin faydalı olduğunu söylememiz gerekiyor. Çünkü bu tür aşılarla aşıladığımız kişilerde daha yüksek düzeyde ve daha geniş etkili antikor sağlıyoruz. Dolayısıyla bununla ilgili endişeler de yersiz” ifadesini kullandı.
Doç. Dr. Alpay Azap, enfeksiyon hastalıkları uzmanları arasında aşının etkinliği ve güvenilirliğiyle ilgili bir şüphe bulunmadığını vurguladı.
|
Tarih: 23:29, 22/11/2009 Kategori: saglik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BÜTÜN BEBEKLER GÜZELDİR
![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_59.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimler_8.jpg) | bebek_resimleri_59.jpg 460 X 500 26 KB | bebek_resimler_8.jpg 427 X 313 30 KB | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri%20_4.jpg) | bebek_resimleri.jpg 540 X 359 13 KB | bebek_resimleri _4.jpg 1156 X 1216 152 KB | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_1.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_2.jpg) | bebek_resimleri_1.jpg 508 X 528 16 KB | bebek_resimleri_2.jpg 720 X 540 75 KB | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_3.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_5.jpg) | bebek_resimleri_3.jpg 500 X 500 28 KB | bebek_resimleri_5.jpg 1400 X 1050 125 KB | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_6.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_7.jpg) | bebek_resimleri_6.jpg 400 X 300 76 KB | bebek_resimleri_7.jpg 518 X 346 34 KB | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_9.jpg) | ![[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]](http://www.hamilebilgi.com/bebekresim/tn_bebek_resimleri_10.jpg) | bebek_resimleri_9.jpg 1024 X 1024 122 KB | bebek_resimleri_10.jpg 800 X 568 113 KB |
|
Tarih: 14:05, 22/12/2008 Kategori: _ocuk gelisimi |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|